İcra ve İflas Hukuku
İcra ve iflas hukuku; alacağın cebrî icra yoluyla tahsili, borçlunun malvarlığına yönelik haciz ve satış işlemleri ile ödeme güçlüğü yaşayan borçlular bakımından konkordato ve iflas süreçlerini kapsar. Aşağıda, uygulamada en sık kullanılan takip türleri için kimler açısından uygun olduğu, hangi belgelerin öne çıktığı ve süreçte kritik noktaların neler olduğu, web sitesi diline uygun şekilde özetlenmiştir.
Genel haciz yoluyla takip
Genel haciz yoluyla takip, mahkeme kararı bulunmayan para veya teminat alacaklarının ilamsız icra yoluyla tahsilinde kullanılan en yaygın yöntemdir. Ticari ilişkilerde mal veya hizmet satışından doğan alacaklar, cari hesap bakiyeleri, kira alacakları, ödünç para alacakları gibi geniş bir alanda uygulanır. Bu takip, alacaklı açısından hızlı bir başlangıç sağlar; borçlunun itirazı halinde ise uyuşmazlık çoğu zaman mahkeme veya icra mahkemesi süreçlerine taşınır.
Bu yol, elinde faturalar, sözleşme, teslim tutanakları, cari hesap ekstresi, mutabakat yazışmaları, banka dekontları, e-posta ve mesajlaşmalar gibi alacağın kaynağını ve miktarını ispatlayacak belgelere sahip olan alacaklılar bakımından özellikle uygundur. Borçlu taraf bakımından ise ödeme emrine süresinde itiraz edilip edilmemesi, takibin seyrini belirleyen ilk eşiktir.
Belgeler yönünden güçlü bir dosya; alacak ilişkisinin başlangıcını, teslim veya ifayı, bedelin belirlenmesini ve ödenmediğini açıkça ortaya koyabilen bir belge setiyle kurulur. Özellikle ticari alacaklarda düzenli kesilen faturalar, irsaliye/teslim kayıtları, cari hesap ekstresi ve banka ödeme akışı birlikte değerlendirildiğinde ispat kabiliyeti artar.
Süreçte en kritik noktalar; ödeme emrinin tebliği sonrası borçlunun itirazının yönetimi, itiraz halinde doğru hukuk yolunun seçilmesi, takip kesinleştiğinde haciz stratejisinin hızlı kurulması, üçüncü kişilerdeki alacakların ve banka hesaplarının etkin takibi, satış sürecinin usulüne uygun ve zamanında yürütülmesidir. Uygulamada tahsil başarısını artıran unsur, yalnızca haciz talep etmek değil; borçlunun malvarlığını doğru tespit edip doğru sırayla hedeflemek ve satılabilir değer üzerinden ilerlemektir.
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu, çek, bono ve poliçeye dayanan alacaklarda alacaklıya daha hızlı ve daha teknik bir takip imkânı sunar. Senede dayalı alacaklarda, borcun varlığı çoğu zaman senet üzerinden kurulduğu için takip başlangıcı güçlüdür; ancak borçlunun itirazları da çoğu zaman senedin geçerliliği ve imza gibi teknik noktalara odaklanır.
Bu takip yolu, elinde kambiyo senedi bulunan, senedin şekil şartları tamam ve takip kabiliyetine elverişli olan alacaklılar için uygundur. Ticari ilişkilerde teminat veya ödeme aracı olarak alınan bonolar ve çekler, özellikle tahsil sürecini hızlandırmak için tercih edilir. Borçlu açısından ise itiraz sürecinin kısa ve teknik olması sebebiyle, savunma stratejisinin ilk günlerden itibaren doğru kurulması gerekir.
Belgeler bakımından senedin aslının yanında, senedin hangi ilişki nedeniyle verildiğini gösteren temel sözleşme ve teslim belgeleri ile ödeme/mahsuba ilişkin dekontlar da dosyada önem taşır. Çeklerde ibraz, karşılıksızlık işlemleri ve banka kayıtları; bonolarda vade, keşideci-lehtar ilişkisi ve imza zinciri kritik hale gelir.
Süreçte kritik noktalar; senedin kambiyo vasfının korunması, yetki ve imza itirazlarıyla karşılaşıldığında delil ve bilirkişi yönetiminin doğru yapılması, borçlunun menfi tespit veya istirdat davası açarak tedbir talep etmesi ihtimaline karşı risk planının kurulmasıdır. Uygulamada küçük bir şekil eksikliği veya yanlış takip kurgusu, takibin iptaline kadar gidebileceği için başlangıç dosyasının titizlikle hazırlanması gerekir.
Kiralanan gayrimenkullerin ilamsız tahliyesi
Kiralanan taşınmazların ilamsız tahliyesi, kira ilişkisinden doğan bazı hallerde mahkeme ilamı beklenmeksizin icra dairesi üzerinden tahliye sürecinin yürütülmesine imkân tanır. En sık karşılaşılan senaryolar, kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle tahliye ve tahliye taahhüdüne dayalı tahliyedir. Bu süreçler, özellikle kiraya veren bakımından zaman ve maliyet avantajı sağlayabilir; ancak usule ilişkin hatalar tahliye hedefini geciktirebilir.
Bu yol, kira sözleşmesi bulunan ve kira borcunun ödenmediğini bankadan veya yazılı kayıtlarla gösterebilen kiraya verenler için uygundur. Tahliye taahhüdüne dayalı tahliyede ise geçerli bir taahhüdün varlığı ve taahhütte yer alan tarihlere uyum belirleyicidir. Kiracı taraf bakımından ise ödeme emrine süresinde itiraz edip etmeme, borcu süresinde ödeme veya depo etme imkanları gibi seçenekler dosyanın sonucunu doğrudan etkiler.
Belgeler yönünden kira sözleşmesi, ödeme planı, banka dekontları, ihtar yazıları, tebligat kayıtları ve tahliye taahhüdü (varsa) sürecin temelini oluşturur. Tebligatın usulüne uygunluğu ve ödeme emrinin içeriği, uygulamada en çok tartışılan noktalar arasındadır.
Süreçte kritik noktalar; tebligatların doğru yapılması, sürelerin kaçırılmaması, itiraz halinde doğru yolun tercih edilmesi, tahliye aşamasında icra işlemlerinin eksiksiz yürütülmesi ve usule aykırılık iddialarına karşı dosyanın sağlam kurulmasıdır. Tahliye hedefinin hızlı gerçekleşmesi, çoğu zaman “takip dosyasının ilk günkü doğruluğuna” bağlıdır.
İlamların icrası
İlamların icrası, mahkeme kararı veya ilam niteliğindeki belgeye dayanarak alacağın tahsil edilmesi ya da bir edimin zorla yerine getirilmesinin sağlanmasıdır. Para alacağına ilişkin ilamlarda ilamlı icra yoluna gidilir; para dışı edimler bakımından ise teslim, tahliye, yapma veya yapmama gibi farklı icra usulleri gündeme gelir.
Bu yol, elinde kesinleşmiş veya icraya konulabilir nitelikte mahkeme kararı bulunan alacaklılar için uygundur. Borçlu taraf bakımından ise kararın kanun yolu süreci, icranın geri bırakılması talepleri ve teminat mekanizmaları pratikte önem kazanır.
Belgeler yönünden ilamın veya ilam niteliğindeki belgenin doğru şekilde temini, kesinleşme şerhi gerekip gerekmediğinin belirlenmesi, fer’î alacakların doğru hesaplanması ve takip taleplerinin ilamla uyumlu kurulması gerekir. Para dışı edimlerde, ilamın hüküm fıkrasının icra edilebilirliği ve edimin kapsamı daha da kritik hale gelir.
Süreçte kritik noktalar; tebligat ve süre yönetimi, icranın geri bırakılması taleplerine karşı strateji, haciz ve satış aşamalarının usulüne uygun yürütülmesi, para dışı edimlerde fiili icra organizasyonunun doğru planlanmasıdır. İlamlı icra “daha güçlü” görünse de uygulamada zamanlama ve prosedür hataları tahsili geciktirebilir.
Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip
Rehnin paraya çevrilmesi yolu, ipotek veya taşınır rehni gibi teminatlarla güvence altına alınmış alacakların, öncelikle rehin konusu malın satışı üzerinden tahsil edilmesini sağlayan takip yoludur. Rehinli alacaklarda sıra ve öncelik kuralları devreye girdiği için, takip kurgusu genel haciz yoluna göre daha teknik bir yapı arz eder.
Bu takip, alacağını ipotek veya rehinle güvence altına almış bankalar, finans kuruluşları, satıcılar veya teminat alan alacaklılar için uygundur. Borçlu taraf bakımından ise rehinli malın değer tespiti, satış süreci ve sıra cetveli aşamaları doğrudan ekonomik sonuç doğurur.
Belgeler yönünden rehin sözleşmesi veya ipotek belgesi, rehnin kapsamını gösteren kayıtlar, alacağın teminat kapsamına girip girmediğini ortaya koyan ana sözleşme ve ödeme çizelgeleri ile rehin derecesi ve sıra ilişkisini gösteren tapu veya kayıt örnekleri önemlidir. Rehin bedelinin alacağı karşılamaması ihtimalinde kalan kısım için izlenecek yol da baştan planlanmalıdır.
Süreçte kritik noktalar; değer tespiti, satış ilanları ve satış şartnamesi, sıra cetveline ilişkin itirazlar, rehinli alacaklıların öncelik haklarının doğru korunması ve satış gelirinin doğru paylaştırılmasıdır. Rehinli takiplerde küçük bir usul hatası, satışın iptali veya tahsilin gecikmesi riskini artırabilir.
Konkordato
Konkordato, ödeme güçlüğü yaşayan borçlunun alacaklılarıyla bir plan çerçevesinde anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasını hedefleyen, mahkeme denetiminde yürüyen bir yeniden yapılandırma mekanizmasıdır. Amaç, borçlunun faaliyetini sürdürmesini sağlayarak alacaklıların da belirli bir plan dahilinde tahsil imkanına kavuşmasıdır. Süreç, geçici mühlet ve kesin mühlet gibi aşamalar üzerinden yürür; komiser denetimi, alacak bildirimleri ve konkordato projesinin tasdiki gibi adımlar içerir.
Konkordato, sürdürülebilir bir nakit akışı ve uygulanabilir bir plan kurma imkanı bulunan borçlular için uygun bir araçtır. Alacaklılar bakımından ise konkordato sürecinde alacağın doğru kaydı, sınıflandırılması, rehinli alacakların durumu, mahsup imkanları ve proje şartlarının ekonomik gerçekçiliği kritik hale gelir.
Belgeler yönünden borçlu taraf için finansal tablolar, borç-alacak envanteri, nakit akış projeksiyonları, varlık listeleri ve konkordato projesinin dayanakları; alacaklı taraf için ise alacağın kaynağını gösteren sözleşmeler, faturalar, teslim belgeleri, teminat kayıtları ve ödeme geçmişi önem taşır. Kayıt ve itiraz süreçlerinin usulüne uygun yönetilmesi, alacaklıların tahsil imkanını doğrudan etkiler.
Süreçte kritik noktalar; mühlet kararlarının etkileri, takip ve hacizlerin akıbeti, rehinli alacakların konumu, komiser raporları, alacaklı toplantıları ve tasdik aşamasıdır. Konkordato, doğru kurgulandığında iflas riskini azaltabilir; yanlış kurgulandığında ise hem borçlu hem alacaklı açısından zaman ve değer kaybı yaratabilir.